Murat AYDIN
Bilge
Şimal Yıldızı’ndaki kurgu, Orwell’in 1984’üne benzer şekilde sistem tarafından bireyin hafızasının silinmesi, iç dünyasının standardize edilmesi teması üzerinde ilerliyor. Bu kurgu içerisinde, sistemin amacı uyumsuz bireyleri ruhsuzlaştırıp kolektif mekanizmanın parçası haline getirmek. Oğuz Yılmaz'ın oluşturduğu senaryoda, insanı insan yapan şeyleri (hafıza, vicdan, irade, bireysellik, anlam arayışı, ruh, vb.) korumak önceleniyor. Leke, sistemin dayatmalarına karşı direniyor ve "Ben sizin kurguladığınız davanın bir neferi değil, bir babayım" diyerek kendi rolünü oynuyor. Bu düşündürücü ve etkileyici kurgu romanın finali klasik bir “yolculuk bitti” hissinden çok, “yeni bir uygarlığın tohumu atılıyor” hissini verdi bana. Sanki bir “son”dan ziyade, bir “eşik” söz konusu. Kim bilir; belki şahsi bir beklenti belki de bir öngörü: bir devam romanında Cemre’nin gerçek bir insan olma çabasını ve yaşadığı paradoksları bir başka keyifli yolculuk hikâyesi içerisinde okumak…