Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Masumlar
"Masumlar bazen günahkârların yükünü taşırdı." Malumunuz ben daha çok yabancı ülkelerin edebiyatına meraklıyım, bunun temel sebebi de okumanın benim için bir tür gitme, uzaklaşma eylemi olması. Ama epeydir kalemini merak ettiğim Burhan Sönmez'le tanışmamı daha fazla ertelemek istemedim ve Masumlar ile başladım. İstanbul İstanbul'un seveni daha çok biliyorum ama onu sonraya saklamak istiyorum. Sevdim bu masalsı küçük romanı. Yakın zamanda okuduğum Toni Morrison kitabı Merhamet'in üstüne çok iyi denk geldi - tıpkı onun gibi bir bölüm geçmişte, bir bölüm günümüzde ilerliyor yapısal olarak. Özellikle Haymana'da geçen geçmişi anlatan bölümlerini çok sevdim. Ne güzel, ne sihirliymiş dili Sönmez'in. Bir ağıt gibi bu bölümler; bu toprakların kavuşamayanlarına, ölülerine, delilerine, kayıplarına, katledilenlerine yazılmış küçük ağıtlar. Günümüzde ve Cambridge'de geçen bölümleri de sevmekle beraber, buradaki karakterlerin özellikle diyaloglarını yer yer ikna edici olmaktan uzak buldum maalesef. Bilemiyorum, konuşurken sürekli Wittgenstein'dan, Woolf'tan, Rupert Brooke'tan bahsetmiyoruz sanki ve günlük hayatta karşımıza sürekli bu eksende konuşan bilge insanlar çıkıp durmuyor. Haymana bölümleri ve İngiltere bölümleri arasındaki dil farklılığını çok etkileyici bulsam da, keşke günümüzdeki bölümler de daha gündelik bir dille yazılmış olsaydı dedim. O zaman Feruzeh ve Brani Tawo'nun aşkı da daha bir içine alabilirdi beni, yabancılaştım biraz o hikâyeye. Ama dediğim gibi, birbirinin içine girmiş, düğüm olmuş, okudukça dallanan o Haymana bölümleri öyle güzeldi ki, bu kısma takılmıyorum. Bir de okuduğum en güzel ilk cümlelerden biriyle başlıyor roman, o da burada dursun: "Benim vatanım çocukluğumdu ve ben büyüdükçe uzaklaştım ondan, uzaklaştıkça da o büyüdü içimde." Hatta bu cümleye kardeş bir cümle daha ekleyeyim, romanın ilerleyen kısımlarından: "Toprağa ve buğdaya dokunurken varlığımı hissederdim çocukluğumda. Köyümüz, toprak ve buğdayla birlikte zamanın içinde kök salardı. Şehirde sanıldığı gibi, bir insanın tarihi, bildiği en eski aile üyesiyle başlamazdı." Memleketimizin edebiyatıyla ürkek temaslarım sürecek.