Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Çerçeve
Aradığımı bulamadım. Tesadüf, dün kadinlarneyazmis Cusk’ın üçlemesinin ikinci kitabı olan “Geçiş”i paylaşmış ve “bu üçlemeden emin olamıyorum. Ya çok orijinal bir şey ya da ölümüne sıkıcı, hâlâ karar veremedim” diye yazmıştı. İlk kitabı bitirdim, benzer bir duygu taşıyorum. Sanki hafif bir Javier Marias ya da Julian Barnes tadı alacağım gibi geldi en başta, heyecanlandırdı ancak devamı pek yavan gitti. Bana kalırsa bu kitapta eksik bir şeyler var; ilki mizah. Elbette ki mizah şart değil ama bu kitabın donukluğunu biraz alırmış gibi hissediyorum. İkincisi de anlatıcının olayların fazla dışında oluşuydu sanırım. 150 sayfa boyunca ağzından cümleler okuduğumuz anlatıcıya dair bende oluşan fikir çok bulanık, çok silik. Sadece gözlemliyor ve aktarıyor, kendisine dair daha net bir fikir edinebilmek isterdim. Bunun yazarın bilinçli tercihi olduğunun ve aslında cesur bir deneme yaptığının farkındayım ancak bu yöntemin ‑en azından bu kitapta‑ iyi çalıştığını düşünmüyorum. Özetle, içinde ilişkilere dair bazı zihin açıcı tespitler barındırmakla beraber, donukluğundan ötürü bir türlü içine giremediğim bir kitap oldu kendisi. Yine de diğer 2 kitabı okuyacağım.