Ayy, canım Borges ya. Canım. O kadar ama o kadar çok sevdim ki bu kitabı, sanırım bir seferlik bir istisna yapıp kitabı anlatmak yerine bir sürü alıntı paylaşacağım. Zira her yerin altını çizdim ve içinden seçmem çok zor olacak, o nedenle buyrun, bu alıntılar zaten metnin ne kadar güçlü olduğunu anlatacaktır size. Her okurun ve yazmaya niyeti olan herkesin okuması gereken bir kitap bence bu.
Minik bir ön bilgi: Kitap, Jorge Luis Borges’in 1967’de Harvard Üniversitesi’nde edebiyata dair verdiği 6 konferansın yazıya dökülmüş hali ve hepsi birbirinden müthiş metinler. Kitabın editörü Călin Andrei Mihăilescu’nun şu cümlesine çok katıldığımı söyleyip leziz alıntılara geçeyim: “Borges’in büyüklüğü, kısmen yalnızca eserlerini değil, ayrıca yaşamını da karakterize eden nükte ve nezaketten kaynaklanır.”
Altını çizdiğim yerlerden bir minik seçki:
“Örnegin İngilizcede (ya da daha çok İskoç İngilizcesinde) ‘eerie’ [ürkütücü] ve ‘uncanny’ [tekinsiz) gibi sözcükler var. Bu sözcükler başka dillerde bulunamaz. (Pekâla, elbette Almanca unheimlich var.)
Bunun nedeni ne? Çünkü başka dilleri konuşan insanlar bu sözcüklere gereksinim duymuyorlardı - bir
ulsun, gereksinim duydugu sözcükleri geliştirdiğini varsayıyorum. Chesterton tarafından (sanırım Watts üzerine kitabında) yapılan bu gözlem, sözlük tarafından öyle düşünmeye yönlendirilmemizin aksine, dilin akademisyenlerin ya da filologların icadı olmadığını söylemekle ayni şeydir. Aksine dil, zaman içinde, çok uzun bir zaman içinde köylüler, balıkçılar, avcılar, süvariler tarafından geliştirilmektedir. Dil kütüphanelerden gelmedi; o tarlalardan, denizden, nehirlerden, geceden, şafaktan geldi.”
“Sonra çok sıradan bir hataya düştüm: modern olmak için elimden geleni yaptım - olacak şey değil. Çünkü biz moderniz, modern olmaya çalışmak zorunda değiliz. Bir konu ya da üslup meselesi değil bu.”
“İnsanlar bir şekilde epiğe aç ve susuz. Epiğin insanların gereksinim duyduğu şeylerden biri olduğunu hissediyorum. Şu anda dünyaya epiği temin eden tek yer Hollywood.”
“Şimdi ifadeye artık yeterince inanmadığım sonucuna ulaştım: Yalnızca anıştırmaya inanıyorum. Çünkü sözcükler, paylaşılan hatıraların simgeleridir.”
Ah.