Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü
Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü
Bazı kitapları o kadar vakitli okuyorum ki kendime sarılmak istiyorum sonrasında. Buddenbrookların dört kuşağı, karlı uzun geceler boyunca bana eşlik etti: zannediyorum bu kitabı okumak için daha doğru bir zaman olamazdı. Sayfa sayısı gözümü korkutmuştu ama Mann’ın daha evvel okuduğum Büyülü Dağ’ının aksine oldukça sade bir dille yazılmış bir kitapmış bu. Onun gibi felsefi tartışmalara da dalmıyor burada yazar, romanın en saf hali gibi bir roman yani; dolayısıyla enfes. (Büyülü Dağ’ı çok çok severim ama onun yeri ayrı.) Ezcümle: bir roman böyle olmalı diyebileceğim bir kitaptı Buddenbrooklar. Bir burjuva ailesinin öyküsünü okurken arkada da dönüşen çağı, değerleri ve toplumu görüyoruz. Mann her zamanki gibi karakter yaratma konusunda muazzam bir iş yapıyor, tüm karakterlerini ete kemiğe büründürmeyi başarıyor. (Öyle ki sanki 1 haftadır onlarla beraber Meng Caddesi’ndeki evdeymişim gibi bir hisle bitirdim romanı.) Bu arada bu hacimde, bu kadar derli toplu bir kitabı 25 yaşında yazabilmek gerçekten olacak iş değil. Bir diğer olmayacak iş de bence Mann’ın kadın karakterlerini yazmaktaki başarısı. Venedik’te Ölüm ve Büyülü Dağ’da görmediğim bir şeyi; Mann’ın bir kadının bakışıyla yazabildiğini de gördüm bu kitapta ve bu yönünü tanımış olmak da bana çok iyi geldi. Kitapta burjuva ahlakı, sanat, tabii ki aile gibi oldukça temel konulara dair bir fotoğraf çekiyor Mann şüphesiz – ama kurgunun lezzeti benim için bunların hepsini solladı geçti. Kendimi sayfaların akışına bırakıverdim düşünmeden; böyle güzel ve uzun bir yolculuğa çıkmayalı olmuştu biraz. Mutluyum. Bir küçük not: çeviri gözden geçirilse ne güzel olur. Maalesef bu çapta bir kitaba yakışmayacak denli çok tapaj ve anlatım bozukluğu vardı.