Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık
Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık
Ben Jean-Louis Fournier’nin bir kitabını okuyup çok sevince kesin diğerlerini de severim diyip hepsini aldım, iyi halt ettim, almış bulunduğum için hepsini okuyorum şimdi ama okuduğum her yeni kitabıyla beraber biraz daha soğuyorum kendisinden. Burada artık düpedüz öfkelendiğimi fark ettim, çünkü yani bu kitabın basılması için harcanan kağıda yazık. Özetle şöyle: yayıncısına kitap sözü vermiş, yayıncı da duyurmuş kitabı, fakat Fournier yazamamış, yetiştirememiş, hal böyle olunca da oturmuş bir şeyler karalamış. (Bunu kitabın başında kendisi de söylüyor.) Birkaç örnek veriyorum: “Haklı olduğunu, karşıdakinin de hatalı olduğunu düşünmeden, köprüleri yıkmadan beklemek lazım.” “Hayat bir hız yarışına dönüşüyor. En hızlı giden kazanıyor.” “Eskiden hayatı yüksek ateşte pişirerek yaşardım, şimdi ise kısık ateşte ısıtarak yaşıyorum.” “Zamanı kullanmak lazım... Zamanı tutmak lazım... Zamanı ölçmek lazım... Zamanın boynuna sarılmak lazım...” Nasıl? Ertuğrul Özkök’ün Pazar yazıları gibi di mi? Hatta onların içinde bundan daha iyi olanları vardı bence. Bu kadar yüzeysel, bu kadar içi boş, bu kadar hiçbir şey söylemeyen bir kitabı insan yayıncısına teslim etmeye utanır, yayıncı da yayıncı olsa bunu basmaz zaten. 99 sayfalık bu kitap muhtemelen 12 word sayfası filan ediyor, zira bir sürü sayfasında yukarıda aktardığıma benzer bazı cümleler tek başlarına yer alıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama kendimi düpedüz dolandırılmış hissediyorum. Kitabın ısmarlama olduğu çok belli, okura saygısızlık bence bunu yazıp teslim etmek. Üstelik de sen Fournier’sin, elinden bu kadarı geliyor olsa hadi neyse, ne yapalım diyeceğim. Kendisinin nasıl yazabileceğini biliyoruz, zahmet etmemiş resmen. İçinden zorlasam belki üç tane cümle bulup çıkarırım koca kitabın, o da belki. Ay çok sinirliyim ya. Yazmayıver olmuyorsa, bir şey olmaz.