Birkaç hafta evvel Jessie Greengrass'ın "Issız Ev" kitabını okuyup çok etkilenmiştim, onun üzerine 2018'de Women's Fiction Prize uzun listesine kalan ve pek övülen ilk romanı "Bakış"ı da okuyayım dedim fakat bu sefer olmadı maalesef.
Bir kadının annelik sürecinde kendi annesini kaybetme deneyimini yeniden anlamlandırmasına dair bir monolog bu kitap; bir yandan psikanalist olan anneannesiyle ilişkisini de aktarıyor anlatıcı. Bunu yaparken de her bölüme bilim tarihinden meşhur bir kişinin öyküsünü katarak (W. Röntgen, S. Freud...) onların "keşif" perspektifleri ile anlatıcının iç keşifleri arasında paralellikler kuruyor. Teknik açıdan ilginç bir deneme olduğu şüphesiz, ancak bir ilk roman için biraz fazla iddialı ve hırslı bir girişim mi sanki?
Anlatıcının monoloğuna gelince: Yordu beni, çok yordu. Sonsuz uzunlukta cümleler, hepsi çok iyi düşünülmüş, çok çalışılmış, ince ince hesaplanmış hissi veren cümleler. Bazen kitaplar üzerlerinde fazla çalışılınca bu hale gelebiliyor, her şey çok iyi olsun, her kelime güzel, anlamlı olsun diye uğraşınca ortaya doğal akışkanlığını yitirmiş metinler çıkabiliyor. Sanırım burada da böyle olmuş. Greengrass'ın Issız Ev'i ne kadar akışkansa, bu da o kadar tutuktu bence. Kitabı Rachel Cusk metinlerine benzetenler olmuş, ben daha çok Claire-Louise Bennett'in Gölet'ine benzettim - aynı fazla çalışılmışlık, aynı zorlama. Oysaki sadelik bazen çok şey anlatır.
Hal böyle olunca içine girmekte, anlatıcının tarif ettiği dönüşümleri, kaygıları, devinimleri hissetmekte zorlandım. Üstelik anne-kız ilişkisi ve yas gibi kişisel olarak merakımı celbeden konularda yazılmış bir metin olmasına rağmen.
Son olarak şunu söyleyeyim, bence çevirinin elden geçmesi gerekiyor. Hem çok fazla düşük cümle var, hem de bu kitaptaki virgüllerin yarısı filan atılabilir. Issız Ev'i de aynı kişi çevirdiği için bu ne kadar çevirmenle ilgili bilmiyorum, belki virgül kalabalığı metnin orijinalinde de vardır ama neredeyse her özneden sonra konmuş virgüller yüzünden sürekli durmak zorunda kaldım, okuma deneyimim tüm ritmini yitirdi. Neyse, böyle. Greengrass henüz 40 yaşında ve bence bize sunacağı çok şey var daha ama Bakış onların en iyilerinden değil gibi.