Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi... Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
Bu ikisine beraber yorum; daha doğrusu Barış Bıçakçı’ya genel yorum. Üç oldu böylece okuduğum kitapları ve yok, bunları okuyunca daha bile az sevdim maalesef. Altı çizilecek bol bol cümle bulmuşsunuz, özellikle Veciz Sözler’de, güzel, sizin adınıza sevindim ama bence zaten sorun tam da bu. Barış Bıçakçı kitaplarını okurken şöyle hissediyorum: sanki kendisinin söylemek istediği bir sürü tespiti, aforizması varmış da, onları aralara serpiştirmek için kitap yazmış gibi. Böyle olunca hikâye ve edebiyat araçsallaşıyor, tüm karakterler birbirinin aynısı olmuyor mu? Mesela Veciz Sözler’in Sulphi’sinin hayata tutunamamışlığı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’in Ender’in tutunamamışlığına fazla benzemiyor mu? Niye herkes küçük şeylerden acayip acı çekiyor, hatta hepsi bu acıdan besleniyor, yazar niye bu buhranlı ruh hallerini bunca yüceltiyor? Karakterlerin öyküleri, aforizmaların içlerine yedirilmesi için icat edilmiş gibi sanki. Yok valla, gerçekten çabaladım ama benlik değil işte. Sevenleri beni affetsin.