Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Seni Sevmiyorum
Bu kitabı büyük bir merak ve hevesle okudum, çok da güzel aktı gitti ama sonra 5 üstünden 3 verdim, neden? İki sebepten: 1. Üç anlatıcının üçüne de ısınamadım. Hele en çok konuşan kişi olan Oliver’dan hiç hoşlanmadım. 2. Aynı kadına aşık iki adam var, dolayısıyla olayların en ortasında kadın, yani Gillian duruyor ve fakat en az o konuşuyor. Onun ne hissettiğini, ne istediğini, hangi adama tam ne hissettiğini bence yeterince derinlikli işleyememiş Barnes. Bir de biraz kendini tekrarlamıyor mu sanki? Metroland’de de çok benzer bir konu ve hikâye vardı. Eski lise arkadaşlarının büyüme ve aşık olma hikâyeleri vb. Bilemedim. Bazı cümlelerini ve tespitlerini her zamanki gibi çok sevdim ama şu ana dek okuduklarım içinde en az sevdiğim Barnes kitabı oldu bu. Yine de devam, elbette. Çünkü neden? Çünkü kendisi benim için bir nevi yan sanayi Javiar Marias (çüş), Marias’ın yokluğunda kendisiyle idare ediyorum. “Evlendikten altı hafta sonra bir gönül ilişkisine giren bir kadın arkadaşım var. Bir bakıma evliliğin başlangıç yılları en tehlikeli dönemdir çünkü -nasıl diyeyim?- kalp hassaslaşmıştır. L'appétit vient en mangeant (yedikçe iştahımız açılır). Aşık olmak insanı aşka yatkınlaştırır.”