Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Majesteleri Kral
Bu kitaptan çağdaş edebiyattan aldığım hazzı alamadım şüphesiz ama kendisini kısmî klasikler kategorisine koyarak değerlendireceğim; sevdim. Bu kitap ne Buddenbrooklar kadar konvansiyonel, ne ardından gelecek olan Venedik’te Ölüm veya Büyülü Dağ kadar “yeni”. Mann’ın geleneksel bol tasvirli, olay odaklı yazından daha deneysel ve daha derinlikli bir yere giden sürecinde bir ara durak gibi değerlendirilebilir. Büyülü Dağ’da bolca göreceğimiz analizlere, felsefeye yakınsayan anlamlandırma girişimlerine ufak ufak başladığını görüyoruz. Bir yandan monarşinin süslü yüzeyini kaldırıp altında yatan sorunlu tarafları ortaya koyuyor, bir yandan da şaşırtıcı şekilde ikna edici bir aşk öyküsü anlatıyor. Şaşırtıcı diyorum çünkü genelde bu 100 sene yazılmış aşk hikâyelerindeki dinamikleri anlamakta güçlük çekiyorum ben, bu defa öyle olmadı, zaman zaman gülümseyerek, tanıdık bir hisle okudum. Mann’ın diğer eserlerine kıyasla görece hafif, rahat okunan, akıcı, kolay bile denebilecek bir kitap kendisi. “Aşkı bilen insan gerçekten de hayattan habersiz midir?”