Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Ayı
Bu sene çok tartışılan Ayı’yı sonunda okudum. Öncelikle bu kitabı pornografik olarak tanımlayanlara seslenmek istiyorum: hayatınızda hiç porno izlememiş olabilir misiniz? Porno böyle bir şey değil, bu pornografik hiç değil. Kaldı ki her film gibi porno filmin de iyisi olur kötüsü olur da neyse, konuyu buraya çekmeyeyim. Ama sonuçta bu kitap pornografik değil, onu bir ortaya koyalım, ondan sonra tartışalım iyi bir kitap mı değil mi diye. Çok az insanın yaşadığı bir adaya envanter çıkarmak üzere giden Lou adlı bir kadının orada doğayla, kendisiyle, dişiliğiyle, hayatıyla, öfkesiyle ve zayıflıklarıyla yüzleşmesinin öyküsünü okuyoruz. Adada kaldığı evdeki ayıyla bir duygusal bağ geliştiriyor ve evet, herkesin bildiği üzere bir noktada da aralarında bir cinsel ilişki gerçekleşiyor. Bu cinsel ilişkinin anlatıldığı bölümlerin rahatsız edici olduğu kitaba getirilen temel eleştirilerden biri, ben buna katılmıyorum. Kitabın tuhaf ve alışılmadık olduğu şüphesiz. Açıkçası her şeyin çok daha çıplak ve göz önünde yaşandığı ve konuşulabildiği günümüzde yazılmış olsa tam bir dikkat çekme, konuşulma, sansasyon yaratma çabası olarak değerlendirilebilirdi bu kitap ama ta 1976’da yazıldığını ve bunun o dönem için olağanüstü cesur bir iş olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bazen kangren olmuş, sınırları kaskatı çizilmiş toplumsal konuları konuşulabilir düzleme çekmek için çok sert, çok şoke edici, çok cesur, çok sarsıcı çıkışlar yapmak icap eder çünkü, biliyoruz bunu. Kanadalı yazar Marian Engel’in yaptığı da bu işte. Bu açıdan oldukça değerli bir metin bence bu. Kitabın edebî değerine lafı getirebilene dek bir sürü söz söylemek zorunda olmak ne can sıkıcı hala bu çağda ya, neyse. İyi bir kitap mı bu peki, eh. İnsanı içine alan bir yanı olduğu muhakkak ama çok daha iyi yazılabilirmiş bence. Duygu Akın’ın şahane çevrisine rağmen metin yer yer yavan kalıyor, yeterince derinleşemiyor. İktidar dinamiklerine ve kadının yaşadığı çatışmaya, kendine biçtiği rolü en vahşi yerden değiştirme yolculuğuna dair bence çok daha derinlikli sözler edebilirmiş, öykü buna çok alan açıyor ama yazar kendi açtığı alanı kullanamıyor gibi bir durum. Yine de ilginç bir kitap kendisi şüphesiz. Böyle.