Muzosist
Üstat
Yedi kitap boyunca süren yolculuk sonunda Kule’ye ulaşıyor; ama King’in asıl meselesi hiçbir zaman sadece varılacak yer olmamış. Roland’ın takıntıya dönüşen arayışı, bu finalde kader, tekrar ve vazgeçememe duygusuyla birleşiyor. Kule’ye yaklaştıkça hikâye klasik bir maceradan çıkıp varoluşsal bir döngüye dönüşüyor. Yol boyunca verilen kayıplar ve ödenen bedeller, finalin duygusal ağırlığını daha da büyütüyor. King burada fantastik edebiyatı korku, üstkurmaca ve duygusal yıkımla iç içe geçiriyor. Kurgu ile gerçek arasındaki sınırın silinmesi, yazarın kendisini hikâyeye dahil etmesi ve bazı kırılma anları okuru ya tamamen içine çekiyor ya da uzaklaştırıyor. Ama serinin ruhuna bakıldığında, bu dairenin başka türlü kapanması belki de mümkün değildi. Kara Kule, kusursuz bir final değil; ama unutulması zor bir final. Yolculuğu varıştan daha önemli hâle getiren, kayıp, takıntı ve kader üzerine karanlık, hüzünlü ve etkileyici bir veda. Okuyunuz efendim...