Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Dünya Sonu Savaşı
Evet, 856 sayfanın ardından huzurlarınızdayım. Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Llosa hakikaten çok acayip bir yazar. Bambaşka, bambaşka biçimlerde yazıyor, açıkçası hiçbir kitabını birbirine benzetemiyorum, her defasında başka teknikler deniyor olmasını çok hayranlık verici buluyorum. (Şunu, Julia Teyze’yi, Teke Şenliği’ni ve Yeşil Ev’i nasıl aynı kişi yazmış olabilir mesela?) Neyse, Dünya Sonu Savaşı’na dönersek, kitap oldukça ilginç bir gerçek hikâyeden yola çıkıyor; 19. Yüzyıl Brezilya’sında toplumun tüm itilmişlerinin toplanıp yeni kurulan cumhuriyetin kanunlarını reddederek kurdukları Canudos adlı komünün öyküsü ‑ ve tabii devletin onu ortadan kaldırma macerasının. Bu bir savaş romanı: grotesk, tuhaf ve absürt bir savaş. Sonunu bilmenize rağmen merakla okutuyor kendisini ama Llosa’nın diğer eserlerine kıyasla görece düz ve süssüz bir dille yazıldığını belirteyim. Bu kitabı büyük bir kitap yapan şey bence inşa edilmiş biçimi, savaşı anlatırken genişleyebildiği toplumsal ve kişisel alanlar ve tabii yazarın bu büyük projesini yaratırken hissettiği hırsın her sayfaya sinmiş olması. Llosa’nın en iddialı ve mühim romanı deniyor bu kitaba – iddialı olduğu şüphesiz, oldukça da etkileyici ancak benim için Teke Şenliği’nin önüne geçemedi, onun kadar sarsıp avucunun içine almadı. Ama Llosa’nın edebiyatına duyduğum saygıyı biraz daha artırdığı kesin. Çok seviyorum.