Gerek 2020’de Booker almış olması, gerekse de çokça teveccüh görmüş olması nedeniyle epeyce büyük beklentiyle başladığım Douglas Stuart romanı Shuggie Bain, beklentimi maalesef ki pek karşılayamadı, üzgünüm.
Her ne kadar kitaba adını veren Shuggie baş karakter gibi gözükse de, bu aslında annesi Agnes’in öyküsü bence. Hayatı boyunca kendini yapayalnız hissetmiş, psikolojik ve fiziksel şiddetin bin türlüsüne maruz kalmış, alkolik bir kadın Agnes. Elinden geldiğince annelik etmeye çalışıyor üç çocuğuna ama içki onu öyle kuşatmış ki, maalesef yapabilecekleri çok sınırlı.
Edebiyatı edebiyat yapan ne anlattığınız değil, nasıl anlattığınızdır, kitabın beklentimi karşılamaması tam da bundan ötürü zaten. Bence Agnes’in öyküsü muhteşem ve çok iyi çizilmiş bir karakter o ancak yazar bu öyküyü Tanrı anlatıcı ile anlatmayı seçiyor ve bu da karakterlerin seslerini duymamıza fazlasıyla engel oluyor. Bazı bölümleri bizzat Agnes’in sesinden okumayı o kadar çok isterdim ki; keşke cesaret edip onu konuştursaymış, bizi o aynı anda hem çok zayıf hem çok güçlü olabilen kadının kalbine, ruhuna soksaymış. Keza aynı şekilde örneğin eşcinselliğini keşfettiği bölümlerde de Shuggie’yi duymak isterdim, ancak kitabın tekniği buna müsaade etmiyor.
Muhtemelen zaten öykü ziyadesiyle acıklı olduğu için daha fazla melodrama çevirmemek için tercih etti bu mesafeli anlatıcıyı ama işte, olmamış bence. Yer yer çok iyi yakalanmış, çok dokunaklı pasajlar vardı, örneğin alkolü bıraktığı bir dönemde Agnes’e birinin “bana çok normal biri gibi gözüküyorsun” demesi ve onun bunun hayatında duyduğu en güzel şey olması gibi, ama bunlar sayıca çok az. Okurken insanın durup bir an gözlerini sayfadan ayırmasına sebebiyet verecek, düşündürecek hiçbir cümle yoktu neredeyse metinde.
Agnes’in öyküsünün sadece kendi tercihlerinden ötürü böyle olmadığını, bunun devasa bir toplumsal sorun olduğunu, şehirler banliyöleştikçe toplumun nasıl parçalandığını, liberal ekonomi politikalarının tekil insanları nasıl etkilediğini ve bağımlılığın dinamiklerini çok iyi anlatıyor yazar ama bu kadar iyi bir öyküye sahip böyle uzun bir romanın bana daha çok nüfuz etmesini beklerdim, olmadı.