Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias'ın Muz Trilojisinin Kasırga'nın ardından gelen ikinci kitabı Yeşil Papa beni tahminimin ötesinde zorladı. Sevmedim demeyeceğim ama nasıl demeli, yer yer kuru buldum kendisini. Asturias gibi büyülü gerçekçiliğin kurucu babalarından biri olan ve kaleminin gücünü çok iyi bildiğim bir yazardan daha zengin bir metin bekliyordum.
Yeşil Papa, Chicago'daki büyük muz tröstünün başkanı, "Yeşil Papa" lakaplı Geo Maker Thompson adlı bir karakterin öyküsü etrafında şekilleniyor. Asturias'ın sevdiği konuların başında gelen bir kolonileştirme hikâyesi bu. Beyaz adamın yerel halkı parası ve "imkan"larıyla sömürgeleştirmesi, yerel halkın içinde yarattıkları çatışmalar, karşı koyanlar, teslim olanlar... Bildiğimiz izlekler ancak karakterler yer yer fazla karikatürize çizilmişti; iyiler çok iyi, kötüler çok kötü. Amerikalılar sömürgeleştirme planlarında çok net, çok kararlı vs. Yani politik mesajını vermek için karakter zenginliğinden feragat ettiği yerler vardı yazarın ki buralar beni biraz uzaklaştırdı kitaptan.
Bir diktatör anlatısı olan çok sevdiğim kitabı "Sayın Başkan"da tutturduğu dengeyi burada tutturamadığını düşünüyorum naçizane. Üçlemenin son kitabı "Gözleri Açık Gidenler"i de okuyacağım elbette ama bu biraz beklentimin altında kaldı. Bu arada Cemal Süreya çevirisi elbette lezizdi, onu da ekleyeyim.
Bir tanecik cümle bırakıyorum, kitaptaki ana konunun dışında kalan ama aklımda çok yer eden bir cümle, çünkü evet, öyle: "Cinsel sevgide tanımlanamaz bir öç alma gücü var."