Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Sürücü Koltuğu
İskoç yazar Muriel Spark'ın "Sürücü Koltuğu"nu spoiler vermeden anlatmak çok zor, o nedenle kısaca yazmaya çalışacağım. 90 sayfalık küçücük bir kitap bu ama arka kapakta yazdığı gibi hakikaten zamanının çok ötesinde... 1970 yılında yayımlanmış olan eserde günümüzde hala varlığını koruyan pek çok problemi ve tuhaflığı bulmak mümkün: Kafayı beslenme biçimiyle bozmuş insanlar, Ortadoğu'daki bitmeyen darbelere yapılan göndermeler, polisin sertçe engellediği öğrenci eylemleri ve bittabi kadın olmanın bitmek bilmez zorlukları - ne kadar günümüze ait mevzular, hâlâ! Birkaç saat blok zaman yaratıp bu kitabı tek oturuşta okumanızı önereceğim çünkü o tuhaf geriliminin içinde kalmak gerektiğini düşünüyorum. En baştan ana karakter Lise'nin öldürüleceğini öğreniyoruz ve kitap boyunca bu ölümün nasıl gerçekleşeceğini okuyoruz. Yazar biraz kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor okurla, küçük ipuçları atıyor, gerilimi gitgide yükseltiyor ve cinayetin sırrını son sayfalarda ifşa ediyor. Okurken insana müthiş bir huzursuzluk veren, biraz ürkütücü ama oldukça keyif verici bir kitap Sürücü Koltuğu, ecnebilerin "noir roman" dedikleri türden. İsmi de ayrı bir gizi ifşa ediyor aslında: Hayatımızın sürücü koltuğunda biz mi oturuyoruz, hakimiyet aslında ne kadar bizde gibi bir sorudan devşirme bir isim bu. Feminizmin alışıldık söylemlerinin hiçbirine başvurmadan son derece feminist bir kitap yazmış Spark. Kadının kurbanlaştırılmasına ve modern toplumda güçlenen kadın fikrine, kadının "tercih hakkı"na dair çokça metafor var. Ben çok enteresan buldum. Muriel Spark'la tanışma kitabım oldu bu, muhakkak başka kitaplarını da okuyacağım. Bu arada kitabın 1974 tarihli ve Elizabeth Taylor'ın başrolde olduğu bir film uyarlaması da varmış. Şaşırmadım çünkü tam filme çekilecek bir öykü bu hakikaten.