Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Kadının Işığı
İtiraf: Bazen bazı kitapları öpmek istiyorum ve hatta öpüyorum ben, yine yaptım. Bugüne dek Romain Gary’nin yazdığı ve sevmediğim tek bir şey olmadı ve bu da bir istisna değil. Tuhaf ki, muhtemelen başkası yazmış olsa zorlama bulacağım bir hikâye okudum ve fena halde ikna olmuş durumdayım. Çünkü öyle bir anlatıyor ki oluveriyor işte, inanıyorum. Çok sevdiği karısından ayrılan bir adam ve büyük bir yas süreci yaşayan bir kadının birbirleriyle karşılaşmaları ve beraber geçirdikleri 3 günü anlatıyor kitap. Bu bir aşk hikâyesi mi? Belki, emin değilim. Aşka dair bir hikâye mi? Orası kesin. Küçücük olmasına rağmen (106 sayfa) herkesin kalemi olmayabilir bu kitap. Takip etmeyi zor bulanlar olabilir, yer yer fazla absürt bulunabilir, belki Gary’e, onun anlattığı hikâyeyi bir büyük fikre oturtma ve bunu yaparken mütemadiyen alay etme huyuna alışkın olmak lazımdır sevmek için ama ben çok sevdim, çok çok. Çok kaba gözüken cümleler bile ne biçim incelikli, tüm Gary metinleri gibi nasıl derinlikli bir kitap. İşaretlediğim çok yer oldu, bir kısmını buraya bırakıp susuyorum: “Sevgim bitince, kendisini daha fazla sevmeyi denedim. Şu işe bakın. İnsan daha az sevdikçe daha çok çabalıyor. Bazen öyle çaba harcıyorsun ki boğuluyorsun. (…) Sevmek savurgan davrandıkça büyüyen tek zenginliktir. Ne kadar çok verirseniz size de o kadar çok kalır. (…) İlyada’nın bir destan olduğu söylenir, bu yapıtta anlatılan kahramanca savaşlar herkesi hayran bırakır. Usul usul yaşlanan çiftleri anmak çok daha zordur, oysa onlar bizim en güzel zaferlerimizdir.”