Katalan yazar Antoni Casas Ros’la münasebetimiz Enigma ile sürüyor. Çok katmanlı ve pek çok okuru müthiş tavlayacak bir fikrin üstüne bina edilmiş bir eser bu: kitapların sonlarını değiştirmek.
Öncelikle, edebiyatta cinsellik okumak sizi rahatsız ediyorsa (Zambra’nın Şilili Şair’ini bile müstehcen bulanlar olduğu için artık ne düşüneceğimi bilemiyorum) Antoni Casas Ros’a bulaşmayın.
Bir edebiyat profesörü, yazar olmak isteyen bir genç kadın, hem şair hem kiralık katil olan bir adam ve sessiz bir Japon kadın, hikâyemizin anlatıcıları. “Bartleby ve Şürekası” isimli bir kitapçı ve yayınevi kuruyorlar. (Not: bu kitabı okumadan önce Enrique Vila-Matas’ın aynı adlı kitabını ve Roberto Bolano’nun Uzak Yıldız’ını okumuş olmak iyi olur, zira kitapta bu iki metne çok atıf var, onları okumuş olmanın faydasını gördüm.)
Kendilerine “Yatak Odası Filozofları” diyen bu dörtlünün ortaklığı hem entelektüel, hem de cinsel düzeyde, yani tüm zerreleriyle iç içe geçmiş durumdalar diyebiliriz. Birbirleriyle cinselliğin farklı biçimlerini keşfedip kendileriyle de tekrar ve tekrar tanışırken, kurdukları yayıneviyle de korsan bir işe girişiyorlar: sonlarını beğenmedikleri kült romanlara yeni sonlar yazarak onları piyasadaki asıllarıyla değiştirmek.
Bu fikir muhteşem gerçekten. Amaçlarına ulaşıyorlar ve büyük bir sansasyon kopuyor tabii edebiyat dünyasında. Epey eğlenceli yazılmış bu bölümler aracılığıyla aslında bir dolu şeyi sorgulatıyor yazar: Gerçeklik nerede biter, kurgu nerede başlar, edebiyat bize ne yapar yahut dahası: biz ona ne yapabiliriz? O bölümlerden şu çok sevdiğim cümleyi de aktarayım: “Belki de bazı kitaplar kendi sonlarından sıkılıyor ve yazarın iznini istemeden, kendi başlarına değişiyorlardır; tıpkı özgürlüğünü kazanan bir ergen gibi.” Bu kitaba, kitaptaki karakterlerin hiç sevmeyeceği bir son yazmak da şahane bir şaka olmuş bu arada, bayıldım buna.
Fakat metinde aksayan bir şeyler olduğunu da düşünüyorum maalesef. İnsanların günahlarını gören melek ve tuhaf gece kulübünü içeren mistik kısımlarını, yahut aralarındaki cinselliğin bazı dinamiklerini ikna edici bulamadım. Oraları okuru daha içine alacak, gerçeklikten koparacak biçimde yazabilse kusursuz olurmuş.