Meksikalı yazar Alberto Ruy Sanchez'in Mogador Beşlisi'nin ilk kitabı olan Dokuz Kere Şaşkınlık'a vurulmuştum malumunuz. Şöyle yazmıştım o kitap için: "Italo Calvino'nun Görünmez Kentler'ini Carlos Fuentes ve Jorge Luis Borges almış; Fuentes bolca erotizm boca etmiş içine, Borges de 'biraz daha hayal katalım biz buna' demiş, ortaya Dokuz Kere Şaşkınlık çıkmış." Beşlinin ikinci kitabı Havanın Adları çıkınca hemen kaptım tabii kendisini, zira içime işleyen Mogador'a yeniden gitme şansını kaçıramazdım!
Evet, yeniden o olağanüstü şehirdeyiz: "Mogador yankılanan seslerin şehridir, surları ise şarkısına şekil veren, sesini yükselten dudaklarıdır sanki. Surların altı yüz altmışaltı kulesinin her biri üzerinde taştan oyulmuş ve rüzgarın etkisiyle fırıldak gibi dönen, arka bacakları arasındaki huniyle şehrin gürültülerini süzüp onları ilk kez dinleyenleri ağızlarından çıkan ve arabesk şarkılara dönüştüren seslerle duygulandırıp ağlatan içi boş ejderhalar vardır." Ah Mogador, nasıl muazzamsın!
O seslerden biri de Kadiya'nın sesi... Bu ikinci kitapta Mogador'un sakinlerinden biri olan Fatma'yı, bedenini saran arzuları ve Kadiya'nın sesinin ona ettiklerini okuyoruz. Mogador bu kez biraz daha arka planda kalıyor, Fatma'nın öyküsüne odaklanıyoruz. İsimlerden anlamışsınızdır, Mogador'un Arap kültüründen aldığı esin bu kitapta daha bariz şekilde gözüküyor. Yazarın şehri yaratırken Fas'ın Essaouira kentinden ilham aldığını biliyoruz, Latin Amerika ve Arap kültürleri arasında kurduğu bak bu kitapta çok daha somut beliriyor.
Fatma'nın tutkuyla, arzuyla, hazla örülü hikâyesi çok leziz. Yine rüyalar, sesler, renkler, kokularla dolu bir kitap bu. Dokuz Kere Şaşkınlık kadar olmasa da, Havanın Adları'nı da çok, çok sevdim. Küçük, uçucu, nev-i şahsına münhasır bir masal. Bu beşliyi tamamlayacağım günü iple çekiyorum.
Bir küçük not: kitabın maalesef ciddi biçimde gözden geçirilmesi gerekmekte. Çok bariz olmadıkça bunları yazmamayı tercih ediyorum ama o kadar çok yazım ve basım hatası var ki, maalesef okuma keyfini ciddi şekilde düşürüyor; sanki hiç editör elinden geçmemiş gibi. İlk kitap hiç böyle değildi, o nedenle şaşırdım ve üzüldüm. Umarım düzeltilir.