Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova, Dostoyevski'nin hapis ve sürgün nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı, sonra da geri dönmediği bir romanı. Joseph Frank önsözde "Netoçka Nezvanova, Dostoyesvki'nin bir yazar olarak geçirdiği içsel evrime ışık tuttuğu için önemlidir. Bu eserinde Dostoyevski, natüralist ekolün sınırlarının ötesine kesin bir biçimde geçmiştir ve yazacağı büyük romanların dünyasına adım atmak üzeredir" diyor - o kadar haklı ki. Dostoyesvki'yi bu yılın başından beri kronolojik sıralamayla okuyorum; derdim zaten tam da bu dönüşümü izlemek. Bu kitaptan hemen önceki eseri Beyaz Geceler için şöyle yazmıştım: "Anladım ki benim Dostoyesvki’de sevdiğim şey aslında zaman zaman çok katı ve acımasız olan gerçekçiliğiymiş, buradaki hayalperest ve romantik hâli pek sevemedim." İşte bu kitapta o çok sevdiğim Dostoyevski'nin nüvelerini gördüm, heyecanlandım. Netoçka Nezvanova adlı bir kızın çocukluk ve ilk gençlik yıllarını okuduğumuz eserde, yazarın daha sonra kaleme alacağı kitaplarında göreceğimiz müthiş psikolojik analizlerin, derinlikli karakterlerin ayak sesleri var. İleride büyük bir başarıyla çözümleyeceği aşk-nefret diyalektiği başta olmak üzere insan hayatındaki temel çatışmaları didiklemeye ufaktan giriyor bu eserde Dostoyevski - erken dönem eserlerinden (bu çizgide olmamasına rağmen sevdiğim İnsancıklar da dahil olmak üzere) çok daha sert, ayakları yere basan, çok boyutlu bir hikâye anlatıyor. Yarım kaldığı için kurguya dair çok yorum yapmayı doğru bulmuyorum, "mutlaka okuyun" filan da demiyorum kesinlikle, ama benim gibi Dostoyevski'nin yolunu ve dönüşümünü anlamak derdinde olanlar için yine Joseph Frank'ın deyişiyle "yazarın edebi kariyerindeki bu merkezî sapma anı"na tanık olmak ilginç ve heyecan verici olabilir, bu açıdan benim için çok faydalı bir okuma oldu.