Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Nefes
Nicedir merak ettiğim Avustralyalı yazar Tim Winton ile Nefes romanıyla tanıştım ama hayallerimdeki gibi olamadı maalesef, biraz üzgünüm açıkçası. Elimdeki diğer kitaplarını da yine de okuyacağım fakat bir parça hayal kırıklığına uğradığımı söylemem gerek. Büyüme hikâyelerini çok severim, o nedenle bu kitabı da seveceğime emindim ama bir türlü içine giremedim metnin. Nefes; ergenlik çağındaki iki çocuğun kendilerini ve cesaret, erkeklik, korku, cinsellik ve arzu gibi kavramları keşfetme yolculuğunu hayatlarının odağındaki sörf meselesi üzerinden anlatan bir roman. Kendilerinden yaşça epeyce büyük, usta sörfçü Sando ile tanışıp onunla sörf yapmaya başlamalarıyla beraber kendi sınırlarını gitgide zorlamalarının öyküsünü okuyoruz. Bir yandan da Sando’nun karısı Eva var hikâyede; Eva ve Sando arasında gerilimli bir ilişki var ve çocuklar bu ikilinin arasındaki sırrı da çözmeye çalışıyorlar. Anlatıcımız şimdi ellilerine gelmiş bir adam ve geri dönüp o yıllara, Loonie ile kurduğu dostluğa ve Sando ve Eva ile geliştirdikleri ilişkiye bakıp o dönemde yaşadıklarının bugün olduğu insan olmasına nasıl etki ettiğine bakıyor. Fakat ben karakterlerin hiçbiriyle doğru düzgün ilişkilenemedim, açıkçası sayfalar boyunca dalga tasvirleri yerine karakterlerin iç dünyasına dair daha çok şey okumayı tercih ederdim, belki o zaman en azından bir karaktere yakınlık duyup oradan bir ilişki geliştirebilirdim ama yazarın neredeyse “yeni başlayanlar için sörfün incelikleri” tadındaki detaylı sörf tasvirleri beni hikâyenin içine almadığı gibi tam tersine iyice dışına itti. Bu romanın asıl meselelerinden biri olan erkeklik meselesi de bence yeterince sofistike işlenmemiş maalesef. Usta-çırak ilişkisine içkin ataerki, oradaki hiyerarşinin problemleri, ihtiyaç dinamiğinin aslında sandığımızın tam tersi şekilde işliyor oluşu (sıklıkla çırağın ustaya ihtiyaç duymasından daha çok usta çırağa muhtaçtır, çünkü ego) filan gibi konulara bence çok yüzeysel değinip geçiyor Winton ve elli yaşına gelmiş bir adam olarak anlatıcının neden bu döneme bunca takıldığını okura aktaramıyor, bana geçmedi en azından. Olmadı maalesef ama Çoban Kulübesi’nden umutluyum, bakalım.