Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Kumdan Yürek
Nihayet Tanzanyalı yazar Abdulrazak Gurnah ile tanışabildim. Geç kalmış bir tanışma, farkındayım ama şu Nobel tantanası bir geçsin, sular bir durulsun istedim ve kendisinin en övülen kitaplarından biri olan Kumdan Yürek ile konuya daldım. Öncelikle - keşke önsözde kitabın bu biçimde anlatılmaması gerektiğini anlayabilsek. Yayınevinin kitaba ön söz olarak koyduğu metin tam anlamıyla bir son söz aslında, zira öykünün en kritik noktalarının temiz bir özetini alıyoruz. Çok can sıkıcı. Okumayanlar sona saklasın diye önemle belirtme gereği duyuyorum. Shakespeare’in ünlü Kısasa Kısas oyunundan ilhamla yazılmış bir roman bu. Gurnah’ın dili epey sade ve akışkan, anlattığı şeylerin bir kısmı bize çok tanıdık. (Örneğin devletin beyaz ‘Datsun’larla aldığı ve geri dönmeyen insanlar... Sahi, niye hep beyaz olur bu araçlar?) Tanıdık olmayan kısımları da var elbette... Sömürgeleştirilmiş, nihayet bağımsızlığını kazandıktan sonra da asla rahat bırakılmamış, hep bazı “büyük abi”lerin oyun sahası olmuş, biçim verilmeye çalışılmış, eğilmiş, bükülmüş, kendi kimliğini bulmasına izin verilmemiş bir ülkede kim olduğunu aramak - sanırım bana en çok dokunan kısmı bu oldu anlatının. Kitap boyunca kovaladığımız büyük sır bir yana, üniversite çağına gelince “daha iyi bir gelecek için” ülkesini terkedip İngiltere’ye giden anlatıcımız Salim’in (ki hikâyenin bu kısmı epeyce otobiyografik, Gurnah da aynı yolu izlemiş) hiçbir yere ait olamayışındaki hüzün, ailesinin de bu köksüzlüğü kuşaklar boyunca taşımak zorunda kalmış olması, adeta genlerine işlemiş bir “bulunamama” halinden muzdarip oluşlarını çok güzel anlatmış. Ve tabii her tür toplumsal karmaşada en ağır yükü hep kadınların üstlenmek zorunda kalışını, en büyük çileleri onların çekişini... Dilini dediğim gibi sevdim ama benim zevkime göre biraz fazla basit kaçtığını da söylemek zorundayım. Bu kadar dokunaklı bir hikâye insanın içine işleyecek biçimde de yazılabilirdi. İlla aforizmalara da gerek yok bunu yapmak için ama bazı duyguların ve ikilemlerin çok daha iyi aktarılabileceği kanaatindeyim, öykü buna müsaade ediyor çünkü. Sevdim, Gurnah’a devam edeceğim ama kendisi favori yazarlarım arasına girecek gibi gözükmüyor şimdilik.