Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Tasfiye
Of. Holokost ile ilgili çok kitap okudum ama böylesini hiç okumadım. Vay canına Imre Kertesz. Ne ihtişamlı bir tanışma oldu bu böyle... Üstelik de daha çok övülen üçlemene gelmedim bile. Beni muazzam heyecanlandırdın. Macarların son Nobelli yazarı Kertesz. 1929 Budapeşte doğumlu yazar, ilkgençliğinde Nazilerin Auschwitz ve Buchenwald toplama kamplarında tutulmuş ve oralardan sağ çıkan sayılı kişi arasında yer almış. Dolayısıyla çok iyi bildiği bir yerden yazıyor: bizzat cehennemin içinden. Tasfiye’de, Auschwitz’de doğan ve yıllar sonra intihar eden bir yazarın öyküsünü anlatıyor Kertesz. Auschwitz’den çıkılabilir mi sahiden? Yahut Auschwitz insanın içinden hiç çıkar mı? Kitabın ana sorusu bu. Yazarın keskin üslubu o kadar ama o kadar lezzetli ki. Sanki acı bir yemek yemek gibi bu kitabı okumak, her cümlenin genzinizi yakma ihtimali var ama kaşığı elinizden bırakamıyorsunuz... Öyle acayip bir şey. Kurgu içinde kurgu ile başlıyor metin. Mevzubahis yazar intihar etmiş, etmeden önce de bir oyun metni bırakmış geriye. Oyunda da yazar intihar ediyor ve intiharından sonra olacakları anlatıyor. Ölümünün ardından da oyunda yazdıkları bir bir gerçekleşiyor. Oyunu bulan arkadaşlarından biri, oyunda bir kayıp romandan bahsedildiğini görünce, o romanı aramaya başlıyor ve yazarın sevgilisine, eski karısına vs gidiyor. Bundan sonra kendimizi bir aşk üçgeni, dörtgeni, beşgeni içinde buluyoruz. İlişkiler karmaşıklaşıyor, hikâye katmanlanıyor. Bu kitabı anlatmak sahiden çok zor, o yüzden çok uğraşmayacağım çünkü biliyorum ki nafile olacak. Şu diyaloğu bırakacağım sadece buraya. Umarım tez zamanda yeniden basılıp daha çok okura ulaşır. “- Bir kadınla bir erkek arasındaki savaş. Başlangıçta birbirlerini seviyorlar, daha sonra kadın erkekten bir çocuk istiyor ve o da bundan dolayı onu hiçbir zaman affetmiyor. Dünyaya olan güvenini sarsmak, yıkmak için kadına değişik işkenceler yapıyor. Onu ağır bir ruhsal krize sokuyor, neredeyse intihara sürüklüyor ve bunun farkına vardığında kadının yerine kendisi intihar ediyor. Sen sustun. Sonra adamın kadını yalnızca çocuk istiyor diye niçin cezalandırdığını sordun. - Çünkü bunu isteyemez. - Neden isteyemez? - Auschwitz yüzünden.”