Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Son Hikayeler
Okuduğum diğer iki Tokarczuk romanına kıyasla (Kadim Zamanlar ve Diğer Vakitler & Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde) zayıf buldum Son Hikâyeler’i. Bir ailenin 3 kuşak kadınının öyküsünü okuyoruz kitapta, öyküler aslında bağımsız gibi; birbirlerine küçük detaylarla bağlanmışlar. Tokarczuk diğer romanlarında koyduğu mesafeyi burada da koyuyor, bunu da kötü anlamda söylemiyorum; okurla kendine has bir ilişkilenme biçimi var bence; mesafeli bir bağ kuruyor, dolayısıyla her eserinde bir garip tekinsizlik hissediyorum okurken. Romandaki 3 bölümden en güçlüsü kesinlikle büyükannenin öyküsünü anlattığı ikinci bölümdü, diğer bölümleri ise biraz yavan buldum. Kimlik, kadın olmak, yalnız bir kadın olarak var olmak temaları üzerinde dönen öyküler kendilerini okutuyorlar ama bir derinlik noksanlığı var gibi. Bir de kişisel not; ölümle ilgili okumak beni hala epey zorluyormuş, onu anladım. Böyle. “İnsanlar birbirlerinden farklı olduklarını anlamak için beraber olurlar yalnızca. Ne kadar farklılarsa o kadar uzun bir arada kalırlar.”