Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Seneler
Övüldüğü kadar varmış, bayıldım. Bir kere teknik olarak müthiş: hiç “ben” demeden bir otobiyografi yazmayı becermiş Annie Ernaux. Kişisel deneyimini toplumsal, sosyolojik ve politik olanla ne kadar müthiş harmanlamış. Okurken sık sık aklıma Boğaziçi’nde birinci sınıfın birinci döneminin ilk dersinde bize söylenen ve sonra da unutmamamız için sıkça hatırlatılan “her şey politiktir” cümlesi geldi. 1940lardan 2006’ya dek uzanan bir zaman diliminde değişen Fransa ve dünya ve bunlarla beraber dönüşen kadın olma, hayatı deneyimleme, kendini tanımlama deneyimini anlatıyor Ernaux. Toplumsal hafızayla bireysel tecrübeyi bu zariflikle harmanlayan kitap bulmak çok zor. Sanırım kitabın son cümlesini aslında kitabın yazılma sebebi olarak okuyabiliriz: “artık asla olmayacağımız zamandan bir şey kurtarmak.” (Aklınıza Proust gelmiş olabilir, doğrudur, sıkça Proust göndermesi göreceksiniz zaten.) Kitabı yavaş yavaş okumak istedim ama yapamadım, bırakamadım zira – fakat hayatımın çeşitli dönemlerinde, kendi farklı “seneler”imde dönüp tekrar okuyacağıma ve Ernaux’nun tecrübesine ve yol arkadaşlığına ihtiyaç duyacağıma eminim. Çok etkilendim, aşırı hararetle öneriyorum ve Can Yayınları’nın basacağı yeni Ernauxları heyecanla bekliyorum. Şu çok tanıdık pasajı da buraya bırakıyorum: “(Protesto yürüyüşlerinden sonra) rozetleri eve dönüşte hatıra olarak çekmeceye koyuyorduk. İçeriğini unuttuğumuz dilekçelere imza atıyorduk, hatta imzaladığımızı unuttuğumuz bile oluyordu. (…) İnsanlar bugünden yarına yorgun düşüyordu. Coşkunun ardından dermansızlık, itirazın ardından rıza geliyordu. “Mücadele”, eğlence konusu haline gelen Marksizmin kokusunun üzerine sindiği bir kelime olarak itibarsızlaşmış, “hak savunuculuğu”ndan öncelikle tüketici hakları anlaşılır olmuştu.”