Resitatif'ini okuyup Toni Morrison'a vurulunca bu ilişkiyi hızla derinleştirmeye karar verdim ve kitaplığımda bekleyen Aşk'ı okudum. Kendisiyle nasıl bu kadar geç tanıştım ben de bilmiyorum; bazı şeylerin zamanı oluyor herhalde.
Neyse. Aşk, Morrison külliyatının en öne çıkan eserlerinden biri değil diye biliyordum, buna rağmen epey güçlü bir kitap kendisi. Yazar Resitatif'teki gibi müphem bir yerden yazıyor ve okurun dikkatini üzerinde istiyor, aksi halde hikâyeden kopmak mümkün. Çünkü katman katman açıyor anlatısını Morrison, okudukça öykünün sırrına vakıf oluyorsunuz ve yazar sırrı fâş ettikçe yüreğinizi dağlamaktan da imtina etmiyor.
Öykünün gizemini bozmamak adına kitaptaki büyük gizeme değinmeyeceğim ama ah, çok üzücü bir hikâye saklı hakikaten bu sayfalarda. Hayatları farklı biçimlerde ellerinden alınmış, birbirlerine türlü sebeplerle öfke duyan bazı kadınların öyküsünü okuyoruz. Kimi dinliyorsak öbürüne öfkeleniyoruz başta ancak okudukça aslında hepsinin kurban olduğunu anlıyoruz. Ataerkinin, bozuk düzenin, geleneklerin, sistemin, ırkçılığın, toplumun her yerine sinmiş ön yargıların, sosyal adaletsizliğin, eşitsizliğin kurbanı; yaşayan hayaletlere dönmüş öfkeli, mutsuz kadınlar.
Birbirini kaybetmiş iki küçük kızın dostluğuna dair bir hikâye gibi gözükse de, aslında bu kadınların kendilerini kaybetmiş olduğunu anlıyor insan okudukça. Ve Morrison tabii ki anlatısını kurgularken 50 yıla yayılmış bu öykünün arkasına Amerika'nın günahlarını, siyahlara karşı yürütülen ırkçı propagandaların etkilerini, toplumdaki çatışan dinamiklerinin bu insanların hayatlarındaki somut etkilerini de yerleştirmeyi ihmal etmiyor.
Öykünün ana mekânı olan ve artık terk edilmiş durumdaki otel öyle iyi anlatılmış ki, kitabı iyice atmosferik hale getiriyor o mekân. Ara ara sözü alan otelin eski aşçısı L.'nin ağzından yazılmış hüzünlü, poetik bölümler de ayrıca çok lezzetliydi.
Yukarıda günah dedim - günahlardan örülü bir roman bu hakikaten. Cinayet, tecavüz, ırkçılık, rüşvet, hırsızlık ve niceleri. Bu yönüyle oldukça karanlık, bir yandan da insanın içine nüfuz eden bir dostluk ve varolmaya çabalama hikâyesi.
Çok sevdim. Morrison yolculuğum kesinlikle sürecek.