Sevgili Holden Kitap'ın şahane bir iş yaparak kıyıda köşede kalmış, unutulup gitmiş "iyi" metinleri tekrar okurla buluşturmak üzere hayata geçirdiği Kuytu serisinin üçüncü kitabı olarak çıkmıştı Harry Kressing imzalı Aşçı ve hızla pek çok kişi tarafından okunmuştu. Genel olarak pek sevildiği için beklentim yüksekti - sevmedim diyemem, iyi bir metin ve tekrar gün yüzüne çıkmış olması sevindirici olmakla beraber maalesef beni umduğum kadar etkilemedi.
İzah etmeye çalışayım: Cobb adında, nerede olduğunu bilmediğimiz bir kasabadayız. Kasabada türlü miras meseleleri nedeniyle boş duran bir şato var, bu şato üzerinde yasal hakkı olan da iki aile var, Hill ve Vale aileleri. (Hill ailesi tepede, Vale ailesi - ki sanırım bu da valley'den geliyor- şatonun oradaki düzlükte yaşıyorlar.) Ana karakterimiz aşçı Conrad, Hill ailesinin yanında işe başlıyor ve olaylar gelişiyor. Bu usta aşçı aynı ölçüde usta bir manipülatör ve yaptığı yemekler sayesinde yavaş yavaş önce evde, sonra tüm kasabada iktidarı ele geçiriyor. Pişirdikleriyle kimine kilo aldırıp kimini zayıflatabilen bu adamda fazlasıyla şeytani bir şeyler var ve hiç güç kullanmadan, sadece akıllarına ve midelerine girerek insanları yönetmenin yollarını buluyor.
Conrad ilginç bir karakter ama yazarın bize bu karakterin derdini anlatmıyor olması biraz can sıkıcı. Kim bu adam, nereden gelmiş, niye gelmiş, benzer bir iktidar projesini daha önce de hayata geçirmiş mi vs, bunları bilemiyoruz. Sırrını ve amacını bir ara doktor çözmüş gibi büyük laflar ediyor ama o da fos çıkıyor, dolayısıyla burası çok havada kalıyor. Aynı şekilde hikâye de epeyce süre çok tekdüze ilerliyor, Conrad'ın yemek yaparak ve yemek yapmayı öğreterek aile üyelerini tek tek tavlamasını uzun uzun dinliyoruz. Ben burada bir çatışma unsuru olsa, aileden biri karşı çıksa, olaylar karışsa istedim mesela, olmadı.
Fikir çok iyi; insanın iktidarla ilişkisine, işe yarama ihtiyacımıza, manipülasyonun binbir biçimine dair bir sürü şey söylüyor ama bir tarafıyla da çok ham kalıyor. Meçhul Herry Kressing (müstear isimmiş) kim bilmiyorum ama romanını az daha "pişirse" çok daha iyi olurmuş, diyeyim.