Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar
Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar
Sonunda! Sonunda gözümden kalpler fışkırmasına sebep olmayan bir Durrell okudum. Bu objektif değerlendirmeyi yapabildiğime göre demek ki aşkın gözü kör değilmiş ve ben de kafayı yememişim; bence şahsım adına müspet bir gelişme. Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar, şu ana dek okuduğum Durrell kitapları arasında en zayıfıydı, diğerlerinden aldığım müthiş lezzeti bundan alamadım. Ama zaten öyle bir derdi de yok gibi bu kitabın; diğer eserlerinin aksine burada insan ilişkilerine dair gözlemler yapmak, müthiş atmosferik bir kent tasvir edip sizi alıp olduğunuzdan bambaşka bir şehre götürmek yerine sürükleyici bir casusluk hikâyesi anlatmayı seçmiş yazar. Soğuk savaş dönemi Yugoslavya'sında, Tito diktatörlüğü döneminde Sırbistan'da geçen bir hikâye bu, bir İngiliz casusun ölümünü araştırmak üzere gizli görevle ülkeye giden bir diğer casus olan Methuen'in epey heyecan verici macerasını okuyoruz. Bir Pazar sabahı başlayıp aynı gün bitirdim, oldukça rahat okunan, sürükleyici, merak uyandırıcı bir öykü kendisi ama dediğim gibi, dili bir Durrell kitabı olamayacak kadar zayıftı. (Yahut şöyle diyeyim: Durrell standartlarında zayıftı zira seviye gökyüzünde malum, yoksa asla kötü değil.) Casusluk romanları özellikle bilgi sahibi olduğum bir alan olmadığı için bu iyi bir casusluk romanı mıdır bilemeyeceğim ama okuması keyifliydi diyebilirim. Bir not: şayet Can Yayınları İskenderiye Dörtlüsü'nün arından diğer Durrell eserlerini de yayınlamayı planlıyorsa bunun çevirisini bir gözden geçirse çok hayırlı olur. Özellikle sonlara doğru çok fazla tashih vardı (satır sonunda yanlış bölünmüş kelimeler, de/da hataları vs.). Vaziyet böyle.