Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Proust ve Göstergeler Şöyle sorunlarım var: edebiyatı bu ölçüde yapısöküme uğratmayı vallahi sevmiyorum ya ben. Şimdi burada Deleuze’e laf etmek elbette haddime değil, üstelik çok ilginç noktalar yakalamış ve Proust’u semiyotik üzerinden okumak ilginç olmakla beraber, ben sevmiyorum vallahi. Edebiyatın lezzeti kaçıyor gibi hissediyorum böyle olunca. Katmanlara ayıralım, derinleşelim, anlayalım ama her şeyin de neyi sembolize ettiğini bilmeyelim sanki. Böyle işte. Göstergebilim camiasından özür diliyorum.