Pastoral bir masaldan çıkıp geldim, etrafımda hala bu kitabın hayaletlerinin şarkılarını, ağaç yapraklarının hışırtılarını hissediyor gibiyim - nefis.
Amerikalı yazar Daniel Mason'ın bu kitabını epeydir bekliyorum, Holden Kitap'ın yayın haklarını aldığını duyduğumdan ve Baran (Güzel) kitabı bana delice övdüğünden beri büyük meraktayım. Yazarın daha önce dilimize çevrilen iki kitabını (Piyano Akortçusu ve Kış Askeri) okumuş hatta kendisiyle bir röportaj da yapmıştım. Kuzey Ormanları ise yayınlandığından beri çok ses getirdi, hele ki Maggie O'Farrell'ın da övgüsünü okuduktan sonra merakım katlandı. Ve nihayet - 2 gün gibi bir sürede, elimden hiç bırakamayarak Massachusetts kırlarında 400 senelik bir yolculuk yaptım.
İç savaş öncesinde iki aşığın kaçarak evlenmeleri ve ormanın içinde kendilerine bir ev yapmalarıyla başlıyor anlatı. İşte o ev, çok kahramanlı bu kitabın baş kahramanı. Tıpkı Erpenbeck'in "Gölün Sırrı"ndaki gibi (onu seven bunu da sever), o evde yıllar boyunca yaşayan insanların öykülerini okuyoruz. Mason'ın çok çalışkan bir yazar olduğunu daha önceki kitaplarından biliyordum, burada da dört yüzyıllık anlatısını kurarken her dönemin gerçeklerine, koşullarına, alışkanlıklarına epeyce çalıştığı besbelli.
Bu kadar çok karakter olan bir romanda kahramanlarla özdeşlik kurmak biraz zor oluyor elbette, ancak evin bazı sakinleri içimde epeyce yer etti, örneğin ressam William Henry Teale, bu dünyaya pek çok açıdan fazla olan Robert ve elbette Charles Osgood ile kızları. Ama tabii ki en unutulmaz olanı o ev. Zaman içinde büyüyen, serpilen, yıkılan, yeniden yeşeren, dekadansını bile vakur şekilde yaşayan o ev, orman ve hiçbir yere gitmeyen eski sakinlerin hayaletleri; taşlara, yosunlara bıraktıkları izler.
Tek eleştirim şu olacak, toplumsal arkaplanın daha güçlü olmasını arzu ederdim, Gölün Sırrı'ndaki gibi. Bireylerin hikâyelerini okumak çok güzeldi ama arkadaki büyük dönüşümleri, devrimleri, savaşları biraz daha ön plana çıkarsaymış yazar, kusursuz olurmuş.
Ama çok sevdim, çok. Okuyunuz.