Arkada Yaylılar Çalıyor (Karton Kapak)
Arkada Yaylılar Çalıyor (Karton Kapak) Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Arkada Yaylılar Çalıyor
Tanıdığım insanların kitaplarını okumaktan genelde kaçıyorum yahut okusam da gizliyorum çünkü genelde adil olayım derken fazla acımasız olduğumu fark ediyorum, bu ikircikli pozisyon beni zorluyor. Melikşah Altuntaş’ın kitabından da aynı nedenlerle aylarca kaçtım ancak kendisini programda ağırlayacağım netleşince tamam dedim, hadi. Okudum ve sonra yorumlara baktım, fena halde şaşırdığımı söylemek istiyorum. Acaba memleketimiz okurları hala bolca taşra anlatısı içeren, büyük aforizmalarla dolu, yüksek perdeden konuşan metinler mi istiyor, bu kitaba yöneltilen acımasız eleştirileri ancak bununla açıklayabiliyorum. Şu kitap sahiden hiçbir duygu yaratmamış olabilir mi ya sizde, gerçekten mi? Teknik açıdan eleştirilecek şeyler olabilir, kimi öykülerin çatısını zayıf, kimini ham bulabilirsiniz ama büyük hayranlık duyduğum kimi yazarların ilk kitaplarını düşününce bunu yapmanın da haksızlık olacağı sonucuna varıyorum. Ben Melikşah’ın iddiasız ama şefkatli dilini, kendini okurun önünde soyma kabiliyetini ve cesaretini, “şey”lerin, “an”ların izini sürüp onları deşerek onlardan öyküler üretebilmesini çok sevdim. “Hep kendinden bahsediyor gibi” diyenlere de hayatta özkurmaca diye bir şey olduğunu, hatta epey yakın zamanda bir kadının sadece bunu yaparak Nobel edebiyat ödülü aldığını ve kimin olduğu meçhul ama meşhur “her ilk kitap biraz otobiyografiktir” şiarını hatırlatmak isterim. Bu kitabın şehirliliğini, nedense küçük görmeye teşne olduğumuz şehirli dertlerini de ayrıca çok sevdim. İnsanların artık kentten köye göç ettiği bir dönemde hala köyden kente göç ve taşranın sıkıntıları ekseninde yazmayı ve düşünmeyi bıraksak, şehirli insanların süssüz ama son derece yaygın meselelerine dair kalem oynatsak bence hiç fena olmayacak. Kızgın Şeyler Altında ve Cinnet Faili öyküleri özellikle çok iyi, Cinnet Faili bence Melikşah’ın öz olmayan geleneksel kurmacaya da çok yatkın olduğunu gösteriyor, umarım öyle şeyler de yazar da okuyabiliriz. Biraz eleştirilerin eleştirisi gibi oldu ama yazılanlardan sonra kendimi tutamadım artık. Yukarıda söylediğim sebeple resmen açığını arayarak okumama rağmen çok sevdim ben. İşte böyle.