Uf, enfes! Bugüne dek hiç Toni Morrison okumamış olmamın utancını silmiş olmamın coşkusu bir yanda, okuduğum metnin lezizliği bir yanda - ihya olmuş vaziyetteyim!
40 sayfalık küçük bir metin olan Resitatif; Nobel ödüllü Amerikalı yazar Toni Morrison'un yayınlanmış tek öyküsü. Morrison edebiyatının temel konusu ırkçılık ana izlek gibi gözüküyor ama aslında bundan çok daha fazlası söz konusu. Yetimhaneye bırakılan iki küçük kızın o yıllarını ve ardından yaşadıkları türlü karşılaşmaları okuyoruz. Kızlardan biri siyah, biri beyaz ve aralarında bir ırk dinamiği işlemekte. Ancak işin çok acayip yanı şu: bu kızlardan hangisinin siyah, hangisinin beyaz olduğunu yazar size asla söylemiyor! Öyküyü bitirip başa dönüp tekrar okudum ben mi kaçırdım diye, hayır, kaçırmamışım ve zaten konu buymuş! Öyle incelikli yazılmış bir metin ki, kimi zaman Twyla'nın kimi zaman Roberta'nın siyah olduğunu düşünüyorsunuz - ve aslında mesele tam da bu! Bir büyük dikotominin iki parçasını birbirinden ayıramıyorsunuz - ayrımların, kutupların suniliğini bundan daha sert nasıl suratınıza çarpabilir bir metin? Irkların çok ötesinde bir sosyal adaletsizliği görmeye çağırıyor bizi yazar, hem de müthiş biçimde.
Öykünün kendisi kadar Zadie Smith'in ön sözünden de bahsetmeli, zira muhteşem. Dönüp dönüp yeniden okunulası bir metin o da, hem öyküye dair ortaya koyduğu analiz, hem de ırkçılık-faşizm-kutuplaşma ekseninde çizdiği çerçeve sebebiyle.
O ön sözden bir alıntı ile bitirmek isterim: "Irkçılık faşizmin bir türü, belki en tehlikeli ve uzun ömürlü olanıdır. Ama sonuçta insan elinden çıkma bir yapıdır. Şu ya da bu türden faşizmler yaratma kapasitesi hepimizin bir başka ortak özelliğidir - bunun en moral bozucu müşterek kimliğimiz olduğunu söyleyebiliriz. Faşizm 'hiç kimse' kategorisi, günah keçisi, mağdur yaratmaya uğraşır. Morrison asırlardır siyahlara uygulanan bu kategoriyi reddetti ve böyle yaparak 'biri' kategorisini, ister siyah, ister beyaz isterse ne siyah ne beyaz olalım, hepimiz için güçlendirdi. Bizi ötekileştirenleri ötekileştirmek insana ne kadar arındırıcı gelse de kurtuluş değildir. Kurtuluş kurtuluştur: herkesin içindeki birinin tanınmasıdır."