Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Şato
Üzerine milyonlarca cümle edilmiş bu kitaba dair farklı ne söyleyebilirim bilmem ‑ leziz tabii, pek leziz. (İSKİ’de veya ne bileyim SGK’da asla gelmeyecek sıra numaranızı bekliyormuşsunuz hissi veren bir 10 saate hazırlanınız ama tabii ‑ ki bence bu deneyim de pek acayip.) Belki şu: tüm dünyanın otoriterleşmeyi tekrar düşündüğü ve dünyanın bir kısmının bunu ciddi biçimde deneyimlemekte olduğu bir dönemde, modern bürokratik tahakküm mekânizmalarına dair nefis bir anlatı ortaya koyan Şato’yu da yeniden düşünmek gerek, zira 100 sene önceden bugüne dair söyleyecek çok şeyi var Kafka’nın. Okurken pek çok insan gibi ben de sıklıkla Foucault’yu, onun iktidar tanımlamasını (özellikle iktidarın varlık sebebini bireylerin eylemleri üzerinde denetim kurmak olarak ortaya koyuşunu) andım. “Devlet aklı” diyebileceğimiz şeyin nasıl bir akılsızlıklar, saçmalıklar ve belirsizlikler silsilesinden mütevellit olduğunu ve devletin bu belirsizliği / öngörülemezliği oranında iktidar alanını genişlettiğini hatırlamak için bile olsa Şato’yu okumak şart zannediyorum. Bende vaziyet budur.