Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz
Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz
Vallahi olmadı ya. Olur sanıyordum, kesin olacak diyordum hatta ama olamadı: sevmedim. Kitabın ilk 50 sayfasında gücü gibi gelen şey ilerledikçe zayıflığına dönüşüverdi; o da şu: bu kitap fazla şiirli. Böyle eleştiri mi olur diyeceksiniz, demeyin lütfen; gerçekten çok fazla. O kadar fazla ki, bir süre sonra her cümlede bir performans kaygısı sezmeye başlıyor insan. Hani sanki çok abartılı oynayan bir oyuncuyu sahnede izlemek gibi. Kendi performansına aşık olup hikâyeden kopar ya oyuncu, her mimiğine, her jestine anlam yüklemeye çalışır; öyle ki siz bir süre sonra yabancılaştığınızı sezersiniz. Tam bu oluyor işte. Neredeyse arabeske varan bir hassasiyet içinde hatırlıyor yazar, HER ŞEYİ hatırlıyor ve her şey çok büyük, çok anlamlı, çok yapısal, çok iz bırakmış. (Claire Louise-Bennett’in Gölet’i de benzer bir yerden rahatsız etmişti beni.) Yazarın yazdıkça öykünün büyüsüne ve hüznüne fazla kapıldığını düşünüyorum. Savaştan kaçmış bir göçmen ve homofobik bir toplumda bir eşcinsel olmak elbette ki anlayamayacağım şeyler, o nedenle tuzukuru bir yerden ahkam kesiyor olmak asla istemem, söylediklerimin Ocean Vuong’un zorlu deneyimine değil, yazdıklarına ve edebi bir eser olarak kitabına dair olduğunun altını çizmek istiyorum. Ancak maalesef inandırıcı ve ikna edici bulamadım, dozu kaçmış gibi biraz meselenin. Aralarda çok iyi yakalanmış şeyler vardı ama onlar da yazarın üzerimize boca ettiği aforizmaların arasında kaybolup gitmiş gibi. Birilerinin seveceği şekilde süslenmiş, püslenmiş, giydirilmiş bence öykü ve nüvesini yitirmiş, gerçeklikten kopmuş. Edebiyat bu kadar performatif olmamalı bana sorarsanız. Üzgünüm.