Miss Sarajevo & Veya Kendinden Kaçan Bir Adam
Miss Sarajevo & Veya Kendinden Kaçan Bir Adam Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Miss Sarajevo & Veya Kendinden Kaçan Bir Adam
Ya bu kitabı lütfen okuyun. Her kitap için bunu demem bakın. O kadar çok, o kadar çok sevdim ki. Asla böyle bir derinlik beklemiyordum, çok da şaşkınım açıkçası. 140 sayfalık kitapta nasıl bir yalın zarafet var, anlatamam. Nasıl içime işledi, özellikle yasa ve savaşa dair ne çok şey buldum içinde. Kurgu olarak da müthiş başarılı, çok akıcı, çok gizemli, çok çok iyi yani. Katman katman, ilmek ilmek örmüş yazar. Arkadaşım diye demiyorum, Özge Akkaya’nın çevirisi de harika. “Herkes ‘yas süreci’nden söz ediyor. ‘Yas süreci’ diye bir şey yok. Kapılardan oluşan bir sonsuzluğa açılan başka kapılardan oluşan bir sonsuzluk var. Hiçbir şeyi ayıklayamayan ve hiçbir şeyin süzülüp geçmesine izin vermeyen elekler var. Geri dönüşü olmayan olayların yarattığı uyuşmuşluk halinde, her biri bir diğerine benzeyen günler var: Bu kelime, bu sessizlik, bu hareket, bu müzik, yapılmamış bu çocuk, bastırılmış bu şefkat, yani yazılamayacak veya artık silinemeyecek her şey.”