Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Gözyaşları ve Azizler
Yok valla, sevemedim. Belki yanlış zamandır, ölümle ilgili bu kadar fikre maruz kalmak istemiyorum şu sıralar. Yazıldığı dönem için (1930lar) müthiş cesur ve iddialı cümleler barındırdığı şüphesiz. (“Yaşam tümüyle Tanrı’nın yokluğunun fazladan bir kanıtı.”) Yazarın biraz tepeden ve “öğreten adam” tadındaki üslubu da beni biraz itti sanırım. Fakat bana tanıdık gelen bazı yerler de oldu, olmadı değil. (“Çünkü kimse öğrenmek için okumaz, unutmak için okur insan.”) Ama gelin görün ki ben böyle aforizmaların ve türlü bilgece lafların ardı ardına sıralandığı kitapları sevmiyorum. Bana edebiyat verin. Cioran kendisi de söylemiş zaten: “Bütün bilgeler bir araya gelse Kral Lear’in lanetlemesinin ya da Ivan Karamazov’un saçma bir şey söylemesinin yerini tutamazlar.” Eh yani, bence de öyle. (“Pessoa 700 sayfa aforizma yazınca seviyorsun ama” diyeceksiniz şimdi... Evet, o yazınca seviyorum, ne var yani!)