Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Bir Noel Hikayesi
Zambra’dan yine nefis bir minik metin Bir Noel Hikâyesi. Biraz böyle matruşka gibi bir küçük kitap bu, şöyle: Gris Tormante yayınevi, “Editörün Koleksiyonu” adlı bir dizi yayınlıyor, bir kitap yayınlanıp rafta yerini almadan önce yazar ve editör arasında ne yaşanıyor, o ilişkinin dinamikleri nedir bunları ortaya koymak üzere düşünülmüş bir iş bu; bir nevi işin kulisine çağırıyor okuru. Bu kitap da o dizi çerçevesinde yayımlanmış. Zambra, yazarlığa başladığı dönemde beraber çalıştığı ilk editörü David Tightwad ile tanışma ve birlikte çalışma öyküsünü anlatıyor, son yıllarda birlikte çalıştığı editörü Andres Braithwaite de bu öykünün editörlüğünü üstleniyor, bir de kitaba önsöz yazıyor - hatta bu önsözü yazmak için ön koşuluymuş metnin editörlüğünü yapmak. Sonuçta Zambra anlatıyor, Braithwaite de dipnotlar aracılığıyla editörlüğünü konuşturuyor ve metne dahil oluyor. Ama ne dipnotlar! Basbayağı sohbet ediyorlar, teknik düzeltme ve önerilerin yanısıra “Santiago’nun yaz sıcaklarının biraz katlanılır olduğu o saatlerde...” gibi bir cümleye “hayır, katlanılır filan olmuyor” diye bir dipnot da düşüyor mesela Braithwate - bazı dipnotlara çok güldüm. Metnin “düzeltilmiş”, nihaî halini görmüyoruz - yahut belki nihaî hali budur, bilmiyoruz. Kimi düzeltmeleri kabul etmiş ve kabul etmediklerini de bu şekilde bırakmış olabilir Zambra. Yani aslında bir anlamda okuru da bu “metni pişirme” sürecine dahil ediyor ve beraber akıl yürütmeye çağırıyor. Ben en azından bunu bir davet olarak kabul edip editörün düzeltmeleri üzerine düşünürken buldum kendimi. Kısacık olsa da uzun yıllara yayılan bir öykü bu, Zambra’nın evlenip boşanmasını ve yeniden evlenmesini, Meksika’ya göç etmesini okuyoruz, bir yandan Şili edebiyatının dönemeçlerine de şahit oluyoruz, mesela Bolano ölüyor, ardından muazzam metni 2666 yayınlanıyor, bu kitap Zambra’yla editörünün ilişkisinde belirleyici rol üstleniyor vs. Yazmanın doğasına ve arka planda olup bitenlere dair düşünen herkesin severek okuyacağı, son derece tatlı bir metin bence. Saliha Nilüfer çevirisi her zamanki gibi çok iyi.