YsmnByk87
Üstat
Agota Kristof’un Dün’ü, bence kısacık hacmine rağmen insanın içine ağır ağır yerleşen ve bittikten sonra da etkisini sürdüren çok güçlü bir roman. Tobias’ın isimsiz, yoksul bir köyde başlayan hayatı; annesiyle yaşadığı sefalet, çocukluk travmaları ve bir kırılma anından sonra başka bir ülkeye kaçışı üzerinden ilerliyor. Sonrasında Sandor Lester adıyla yeni bir hayata tutunmaya çalışsa da geçmişini, özellikle de çocukluk aşkı Line’i zihninden silemiyor. Ben bu kitabı okurken en çok şunu hissettim: İnsan bazen bulunduğu yerden değil, taşıdığı geçmişten kaçamıyor. Kristof’un dili çok sade, çok soğuk ama tam da bu yüzden çok vurucu; hiçbir şeyi süslemiyor, okuru doğrudan yalnızlığın, yabancılaşmanın ve içsel karanlığın içine bırakıyor. Bence Dün, sadece bir kaçış hikâyesi değil; aidiyet, saplantı, yoksulluk ve geçmişle hesaplaşma üzerine kurulmuş sarsıcı bir roman. Kısa ama derin, sessiz ama uzun süre akılda kalan bir kitaptı benim için.