fazılhan ildeniz
Kaşif
John Berger’in bu eseri sadece bir sanat eleştirisi değil, gözümüzün önündeki dünyaya dair sarsıcı bir uyanış rehberi. 'Görme konuşmadan önce gelmiştir' gerçeğiyle yola çıkarak, imgelerin ve görselliğin bizi nasıl yönlendirdiğini harika bir dille anlatıyor. Kitabı bitirdiğimden beri hayata bakışımda somut bir değişim oldu: Sinematografik bir sahne kurgularken, 35mm lens etkisini veya chiaroscuro tarzı o keskin ışık-gölge dengesini düşünürken artık meselenin sadece estetik olmadığını biliyorum. Oluşturduğumuz veya maruz kaldığımız her kadrajın, aslında dünyaya dayatılan ideolojik bir 'görme biçimi' olduğunu bana bu eser öğretti. Artık ekranı kaydırırken karşıma çıkan en sıradan fotoğrafa bile sadece bakıp geçmiyor, arkasındaki o gizli dili, o niyeti okumaya çalışıyorum. Görsel okuryazarlığını artırmak, pasif ve sıradan bir izleyici olmaktan çıkıp bilinçli bir 'gören'e dönüşmek isteyen herkesin kesinlikle okuması gereken bir başyapıt.