Hasan Kaya
Bilge
Kitabın düşündürdükleri:İnsan dediğimiz şey,en sert düşmanlıkların içinde bile tamamen kaybolmuyor. Lampo ve Gelon’un esirlere yemek vermesi,sadece bir yardım değil;sanki yavaş yavaş duvarların çatlaması gibi.Başta nefretle bakan çocukların bile zamanla o insanlara sarılması… Bu sahne bende “insanlık öğrenilen bir şey mi,yoksa sadece hatırlanan bir şey mi?” sorusunu bıraktı. Lampo’nun esirleri kurtarmak için her şeyi göze alması ise en ağır yeriydi.Çünkü orada artık bir görev değil,bir vicdan savaşı vardı. Lyra’ya olan aşkı da ayrı bir yara gibi… geç kalmış ama çok gerçek. İnsan bazen en doğru duyguyu en yanlış zamanda yaşıyor. En sonunda Lampo’nun odasında eşyaları tek tek sayması… işte orası bende hikâyenin değil, hayatın bittiği yer gibi hissettirdi. Sessiz,ağır ve geri dönüşü olmayan bir an. Bana göre bu kitap “zafer” kelimesini tamamen tersine çeviriyor. Çünkü en büyük zafer; savaşmak değil, birine dokunabilmek…ve bunu yaparken kendinden bir şey kaybetmeyi göze alabilmek.