Sadako / ve Kağıttan Bin Turna Kuşu
Sadako / ve Kağıttan Bin Turna Kuşu Ürüne Git
Kerim BALABAN
Hezarfen
Sadako’yu bundan 3 yıl önce öğrencilerime haftada okudukları kitapların özetlerini yazdırıp derste okutuyordum. O zaman öğrenmiştim kitabı, şimdi de okuyup yorum yapmak nasip oldu. İnsanların ne kadar acımasızca atom bombaları yapıp kendi savaşlarını kazanmak için milyonlarca insanın ölmesine nasıl göz yumduklarını Sadako ile görüyoruz. Gencecik bir kız ortaokulun koşu yarışmasına girebilmek için bu yarışı kazanmak zorunda hissediyor kendini ama ne yazık ki hastalığa yakalanıyor. Çok acıklı bir hikaye. Birden annesinin şöyle bağırdığını duydu, “Lösemi mi! Fakat bu imkânsız!” Sadako, bu dehşet verici kelimeyi işitir işitmez elleriyle kulaklarını kapadı. (34) Kenji iç geçirerek, “Çok da önemli değil,” diye devam etti, “nasıl olsa yakında öleceğim. Bomba yüzünden lösemiye yakalandım.” “Ama sende lösemi olamaz ki,” diye atıldı Sadako. “O zaman daha doğmamıştın bile!” Bunun bir önemi yok ki,” dedi Kenji. “Zehir annemin vücudundaydı ve bana da ondan bulaştı.” (51)