YsmnByk87
Üstat
Taşların Anlattığı, bence sessizliğiyle insanı en çok sarsan kitaplardan biri. Fransa’nın ücra bir köyünde yaşayan bir ailenin hayatı, engelli bir bebeğin doğumuyla tamamen değişiyor. Doktorların bu çocuğun göremeyeceğini, yürüyemeyeceğini ve çok yaşamayacağını söylemesiyle birlikte herkes aynı acıyı başka türlü yaşamaya başlıyor; ağabey onu korumaya çalışırken kız kardeş öfkeye savruluyor, sonradan doğan küçük kardeş ise dağılmış aileyi bir araya getirmeye uğraşıyor. Kitabı benim için özel yapan şey, bütün bu hikâyenin taşların gözünden anlatılması oldu. Bu anlatım hem çok şiirsel hem de çok etkileyici. Okurken şunu hissettim: bazı acılar yüksek sesle gelmiyor, sessizce yerleşip herkesi başka başka değiştiriyor. Yazar da bunu duygu sömürüsüne kaçmadan, çok sade ama çok güçlü bir dille anlatmış. Benim için bu kitap; aileyi, kardeşliği, kırılganlığı ve sevginin bazen ne kadar ağır bir yük olabileceğini anlatan, kısa ama etkisi çok büyük bir romandı.