Rumeysa Ortaç
Kaşif
Yusuf Kaplan hocanın tavsiyesi üzerine edindiğim bir kitaptı. Bilhassa tasavvufi anlatım seven okurlar için muazzam bir eser. Ne kadar övülse az; ancak acizane yorumum şudur: Aynalı Baba’nın mezarlıkta üflediği ney ve pişirdiği kahve, aslında her okura kendi kalbinin kapısını aralıyor. Raci’nin zihnini kemiren varoluş sancılarını rüyalar âleminde tek tek aşmasını anlatan A’mâk-ı Hayâl, Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının en kıymetli hazinelerinden biri bana kalırsa. Filibeli Ahmed Hilmi, tasavvufun sırlarla dolu dünyasını, insan ruhunun en aşikâr arayış hikâyesi olarak önümüze koyuyor. ​Kaf Dağı’ndan hiçlik denizine, Buda’dan Hürmüz ile Ehrimen’in savaşına uzanan bu rüyalar, Raci ile birlikte bizim de kibir ve hırslarımızı temize çekiyor sanki. Yahut buna çabalıyor. Öyle ki hikâyenin bütününe yayılmış bir manevi uyanış hâkim. Kendi saklı aynasını keşfetmek isteyenler için kalıcı bir eser. Mutlaka okunmalı.