resul68
Kitapkurdu
Mary Shelley’nin Frankenstein eseri, uzun yıllar boyunca bir “erkek hikayesi” olarak yorumlandı. Oysa gerçekte bu metin, bir erkeğin ya da bir canavarın değil; baskı altında bırakılmış, susturulmuş ve görünmez kılınmış olanların sesini duyurur. Shelley, henüz 18 yaşındayken gördüğü bir rüyadan etkilenerek kaleme aldığı bu eserle, korku türünün adı konulmadan önceki en önemli örneklerinden birini ortaya koymuştur.Romanın merkezinde, ortaya çıkardığı yaratığa karşı duyduğu pişmanlık ve korku vardır. Victor’un yarattığı varlığa karşı aldığı tavır, sonsuz bir intikam yeminiyle sonuçlanır ve bu mücadele, eserin dramatik gerilimini besler. Shelley’nin kalemi, yalnızca bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda insanın bilgi arayışı, sınırları aşma isteği ve bunun doğurduğu etik sorumluluk üzerine güçlü bir sorgulama sunar.