selinanter
Hezarfen
Sürücü Koltuğu, kısa hacmine rağmen bana oldukça etkileyici bir okuma deneyimi sundu. Kitap, daha ilk sayfalardan bazı şeyleri açık etmesine rağmen merak duygusunu sonuna kadar canlı tutmayı başarıyor. Çünkü Spark'ın asıl ilgilendiği şey sonucun kendisi değil, o sonuca giden yol ve o yolun ardındaki motivasyonlar. Lise, kolay anlaşılabilen bir karakter değil. Onu anlamaya çalıştıkça roman yeni katmanlar açıyor; özgür irade, seçim hakkı, kontrol duygusu ve kader üzerine düşündürüyor. Kitabın adı da bu yüzden çok anlamlı. Direksiyonda oturmak gerçekten yolu seçebildiğimiz anlamına mı geliyor? Yoksa kontrol ettiğimizi sandığımız şeyler aslında çoktan belirlenmiş bir rotanın parçası mı? Alışılmış anlatı kalıplarının dışında olduğu için herkesin seveceği bir kitap olmayabilir. Ancak farklı kurgulara açık okurlar için dikkat çekici bir deneyim sunuyor. Benim için hem çok ilginç bir okuma deneyimi hem de Muriel Spark'la başarılı bir tanışma oldu.