Mekanın Kaderi & Felsefi Bir Tarih
Mekanın Kaderi & Felsefi Bir Tarih Ürüne Git
Fulya Al
Kaşif
Bir pencere, eski bir apartman, boş bir sokak ya da uzun zamandır gidilmeyen bir mahalle artık sadece görüntü olmaktan çıkabilir.
Mekânı sadece fiziksel bir alan olarak değil, insanın iç dünyasını şekillendiren görünmez bir hafıza katmanı olarak ele alıyor "Mekanın Kaderi". Edward S. Casey’nin yaklaşımı klasik felsefe kitaplarından farklı; çünkü burada mesele “nerede yaşadığımız” değil, yaşadığımız yerlerin bizi nasıl dönüştürdüğü. Kitabı okurken bazen bir düşünce metni değil de eski bir anının içinde dolaşıyormuş hissi oluşuyor. “Mekânın Kaderi”, modern insanın yaşadığı kopukluğu çok sakin ama derin bir şekilde anlatıyor. Şehirlerin büyümesi, yaşamın hızlanması ve her şeyin birbirine benzemesiyle birlikte insanların mekânlarla kurduğu bağın zayıfladığını hissettiriyor. Casey, bir evin, sokağın ya da çocuklukta görülen bir manzaranın neden insanın içinde yıllarca kaldığını sorguluyor. Bu yüzden kitap yalnızca felsefeyle ilgilenenlere değil; mimarlık, psikoloji, şehir kültürü ve edebiyatla ilgilenen okurlara da hitap ediyor. Kitabın en güçlü tarafı, okuru sürekli düşünmeye itmesi. Bazı sayfalarda altını çizmek yerine durup düşünmek istiyorsun. Çünkü anlatılan şey yalnızca “mekân” değil; aidiyet, yalnızlık, hatırlamak ve insanın dünyadaki yeri. Özellikle mekân ile hafıza arasındaki ilişki anlatılırken metin daha da derinleşiyor. Bir yerin yalnızca görülen bir alan değil, aynı zamanda insanın içinde taşıdığı bir duygu olduğu fikri kitap boyunca hissediliyor. “Daha bariz bir biçimde, bu yüzyılda gerçekleşen bazı tahripkar olaylar, artçı sarsıntı olarak mekana yönelik yeniden canlanan bir hassasiyeti de beraberinde getiriyor.” Anlatım dili yoğun ve felsefik. Zorlayıcı tarafı, hızlı okunabilecek bir kitap olmaması. Ciddi bir dipnot ve mekan kavramları sözlüğünün olması çok önemli … Bazı bölümler sakin kafa ve dikkat istiyor. Fakat tam da bu nedenle okurda iz bırakıyor. Bitirdiğinde çevrendeki yerlere farklı gözle bakmaya başlıyorsun. Bir pencere, eski bir apartman, boş bir sokak ya da uzun zamandır gidilmeyen bir mahalle artık sadece görüntü olmaktan çıkıyor. Sessizce zihinde kalıyor ve günlük hayatta bile kendini hatırlatıyor. Özellikle kendini yaşadığı yere ait hissedemeyen insanlar için kitap beklenmedik şekilde kişisel bir anlam taşıyabilir. “Mekanın saklı tarihinin perdesini aralamak demek, bizi ‘mekan dünyası’na geri götürecek bir yol bulmak demektir –en çetin arazilerde bile mekanın yeniden doğuşunun keyfine vardıracak bir yol.”