Sinan Aykırı
Kitapkurdu
Selim, nasıl Oblomov’la bir kitapçıda tanıştıysa, ben de Selim’in ana karakterde ve Oblomov’un da çoğu yerde geçtiği Oğuz ATAY’ın ‘Tutunamayanlar’ romanında tanıştım onunla. Zaten demiştim ‘Tutunamayanlar’ için, roman içinde roman barındıran diye. Oblomov, evet, bu kiloluk kitap öncelikle okuma sürecinde benimle her yere geldiği için biraz kol kası yapmama sebep olmuş olabilir. Kitabı masamda veya elimde görenler her ne kadar “Ben Oblomov’um” dese de zamanla kimsenin Oblomov olmadığını fark etmiş bulunmaktayım. Çünkü bunu dile getirenler sadece onun tembel, hareketsiz ve bıkkın halini kendilerine benzetenlerdir. Oysa Olga’ya yazdığı mektup bence asıl Oblomovluktur. Bir kadının hayatından çıkabilmeyi mantık çerçevesinde anlatarak başarabilmek, her ben Oblomov’um diyenin de harcı değildir ayrıca. ‘Karşınızdaki erkek rüyanızda gördüğünüz adam değildir’ deyip çok sevdiği Olga’nın hayatından çıkmayı başarabilen İlya İlyiç’in hüzün dolu hayatını okumalısınız.