Sinan Aykırı
Kitapkurdu
Her ne kadar kitabın adı Anna olsa da kendisinden neredeyse yüzüncü sayfada bahsetmeye başlıyor Tolstoy; sonrası ise bildiğimiz bir aldatma hikâyesi ve Zweig, Tolstoy’un gözüyle Anna ve Vronsky için ‘şehvet düşkünü insanlar’ olarak bahsediyor ve her ikisinin de cezalandırıldıklarından. İhanetinin ardından altından kalkamadığı onlarca yük, tanınmış ve güzel Anna’yı nihayetinde trenin altına sürüklüyor; ama kitap burada bitmiyor. Tolstoy’un aklı kalmış bir kere Levin’de; Levin’in hayatla alıp veremediği şeylerde. Aklı o kadar karışık ki yeni doğmuş bebeğine bile şefkatle bakamıyor Levin. İnanç kavramından, tarım reformlarına, köylü çiftçi ilişkisinden aşk ve ölüme kadar bir çok şeyi sorgularken buluyoruz onu. Kiti’yi Anna’nın yasak aşkı Vronsky’e kaptırdıktan sonra hayatına alması belki de yaptığı en büyük hataydı. Levin saftı ve aslında Kiti de ve Tolstoy her iki grubun da hakkını iade etti kendi ahlak kavramı içinde. Saf yüreklilere saflık, tutkulara kapılanlara ise cezalar yağdırdı.