Bonibom
Kaşif
Saraybosna Radyosu bir tanığın tek nefeste tuttuğu hafıza kaydı gibi. Sanki yazar, bir nöbet anında gözlerini bir noktaya dikmiş ve savaş boyunca yaşadıklarını olduğu gibi bir solukta anlatıyor. Yalın, gözleme dayalı, yaşadıklarını kendi gözüyle hissettiği bir yerde. Anlatımında edebi bir gösterişten çok, dolaysız bir doğrudanlık var. Savaşın bireye hiçbir şey kazandırmadığını, buna karşılık sıradan insanların hayatından neleri söküp aldığını sade ama sarsıcı biçimde gösteriyor. Gerçekleşme ihtimali varken yarım kalan hayatlara be hayatta kalsa bile yok olup gitmiş hayatlara şahit olmak zor bir deneyim. Yazarın son notu bütün metni anlamlandırıyor bence, başka bir noktaya getiriyor. “Köklerinden koparılmış, sökülüp atılmış bir nesil var ama benim neslimin lakabı yok. Biz unutanlardık. Bu kitabı unutulmaya karşı koymak için yazdım.” Bu son, kitabın neden var olduğunu ve bütün ruhunu tek başına anlatıyor.