Ömer Faruk İnceler
Üstat
Bazı kitaplar okunduktan sonra zihinde fikirler bırakır, bazıları ise insanın içine yerleşir. Bin Muhteşem Güneş benim için ikinci gruba dahil oldu. Kitabı bitirdiğimde aklımda savaşın tarihi ya da Afganistan'ın siyasi geçmişinden ziyade, hayatın en sert koşullarında bile insanı ayakta tutabilen bağlar kaldı. Meryem ve Leyla'nın hikayesi, aynı acının farklı yüzlerini gösterirken dayanışmanın ne kadar dönüştürücü olabileceğini de hissettiriyor. Haled Hüseyni, karakterlerini kahramanlaştırmadan anlatmış. Onları kusurları, korkuları ve kırılganlıklarıyla olduğu gibi bırakmış. Bu yüzden yaşadıkları daha gerçek, daha sarsıcı geliyor. Bin Muhteşem Güneş, benim için insanın umuda yer açmak için gösterdiği dirençle bile yaşayabileceğini düşündüren nadir romanlardan biri oldu. Kader bazen elinden her şeyi alır, geriye kim olduğunu bırakır.